Hayat, 0’dan başlayıp 1’e uzanan bir yolculuk. Hiçlikten gelip, tabiatımız gereği çokluğu seçiyoruz. Her şeyi öğreniyor, her şeye merak duyuyoruz.
Zaman zaman bir şeylerin çabuk olmasını istiyoruz. Dönüp bakmıyoruz ilk adımlarımızı nasıl da zor attığımıza, kaç defa düştüğümüze ve kaç defa denediğimize.
Zaman geçtikçe kendimizi zamanın hızına kaptırıyoruz. Sonrası ne oluyor peki? Adanmış hayatlar…
Şimdi size iki dakika: Bu yazıyı okumaya başlamadan önce ne düşünüyordunuz? Hangi sorunları, ödemeleri, hayatın akışına kapılıp gittiğimiz hangi stresli dakikaları? Süremiz bittiyse şöyle derin bir nefes alalım ve okumaya devam edelim.
Zaman; kimine göre çok çabuk geçen, kimine göre geçmek bilmeyen, kimseyi memnun etmeyen, soyut gibi görünen ama somut bir kavram. Somut, çünkü anını yaşar ve an’da kalırsan sana öğreteceği çok şey var. Hazineye ulaşacağın yol haritası onda gizli. İşaretleri oku ve hazineni bul.
Bu yol haritasını görmenin vakti gelmedi mi? Cevabınız evet ise, ilk ipucunu buldunuz demektir.
Kendini tanı
Ben kimim? Ne istiyorum? Neden istiyorum? Nasıl yapabilirim? Başlamak bitirmenin yarısıdır derler. Önce kendimizi tanımakla başlayalım işe. Nasıl mı? Bir SWOT analizi ile: güçlü ve zayıf yanlarımızı, fırsatlarımızı ve tehditlerimizi ortaya koyarak. Bu analizi bir sorunla karşılaştığınızda da yapabilirsiniz; iyisini, kötüsünü, alternatifini göz önüne getiren kapsamlı bir yorumlama ve çözüm kaynağıdır.
Araştır
Kendimizle tanıştıysak ikinci aşamaya geçebiliriz. Ne istediğimizi biliyoruz; sıra nasıl yapacağımızı bulmaya gelmiştir. Buradaki ana konu bulunduğun durumdan yakınmak değil, çözüm bulmaktır. Çözüm de aslında kendini tanımakla gelir.
Harekete geç
Çözümü bulmuş olmamız bizi hazine sandığımızın anahtarına yaklaştırır. Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta, yarışın sonunun en zor yer olduğudur.
Harekete geçmek; düşmek, ayağa kalkmak, bazen yeniden düşmek ve yeniden denemek demektir. Güneş her sabah başka umutlarla doğar, ısıtır evreni, bizi, kalplerimizi. Akşam olunca yerini ay alır; simsiyah bir karanlıkta bir noktadır ama yine de aydınlatır. Sonra güneş yeniden doğar, yeniden umut getirir.
Yapacaklarımız ne kadar zor olsa da yolun sonunda bizi bekleyen hep güzel şeyler olur. Anahtarı bulana, o kapıyı açıp girene kadar denemekten vazgeçmeyelim. Anahtar; an’ın enerjisini, mutluluğu, sevgiyi, yaşama azmini, başarma duygusunu ve daha birçok değerli hazineyi barındıran sandığı açmamızı sağlayacak.
Yazının orijinali www.iienstitu.com adresinde yayımlanmıştır.